Philosophie und Politik
http://myblog.de/loganey
Gratis bloggen bei myblog.de
|
George Orwell quotes from Plato:
One of the penalties for refusing to participate in politics is that you end up being governed by your inferiors.
Orhan Pamuk
Türkiye tarihinde bir ilk`e imza atıldı. İlkkez bir Türk yazarı NOBEL Edebiyat ödülünü aldı. Türkiye tarihinde daha önce NOBEL`in herhangi bir dalında ödül alan isim olmamıştı. Nobel Akademisi Daimi Sekreteri Horace Engdahl, ödülün "Kentinin ( Istanbul`un ) melankolik ruhunun izlerini sürerken kültürlerin birbirleriyle çatışması ve örülmesi için yeni simgeler bulan" bir yazar olduğu için Orhan Pamuk'a verildiğini açıkladı.
Bilindiği üzere NOBEL mevcut en seçkin, uluslararası saygınlığı en çok kabul gören bir ödül. NOBEL Edebiyat ödülünü kimin alacağı tespit edilirken, tüm dünyada edebiyat alanında yetkin, uzman isimlerin, yazar kuruluşlarının ( yaklaşık 600-700 kişi ) gönderdikleri adaylar arasından çok titiz bir değerlendirme ile , değişik komitelerce tarandıktan, uzun bir eleme sürecinden geçirildikten sonra belirleniyor. Finale kalan son beş yazarın tüm eserleri tek tek okunduktan ve bu eserler ile ilgili degişik uzmanlarca ayrı ayrı raporlar sunulduktan ve bu raporlar tartışıldıktan sonra kazanan isim salt coğunlukla seçiliyor.Tüm bu seçim süreci bir yılı aşkın bir süre alıyor.Eğer o sene yapılan adaylar arasında NOBEL`e layık aday bulunmazsa da ödül verilmiyor. Nobel`in saygınlığını arttıran hususlardan biri bu seçim sürecine gösterilen itina, büyük emek iken diğer bir gerekçe de ödülü veren kurumun Isvec Kraliyetinin saygınlığı ve de emeğin maddi degerininin büyüklüğü olsa gerek.
Kitap okuyanların, edebiyata düşkünlerin bileceği büyük isimlerin de büyükleri NOBEL Edebiyat ödülüyle taçlandırılmışlardır Thomas Mann,: Jean Paul Satre, Hermann Hesse, Ernest Hemingway, Gabriel Garcia Marquez, Günter Grass...Böyle seçkin, saygın bir ödülü bir Türk yazarının almasına Türkiye doğru dürüst sevinemedi bile. Orhan Pamuk`un bir Isviçre gazetesine verdigi bir röportajda Osmanlı İmparatorluğu zamanında 1 milyon Ermeninin ve Türkiyede 30.000 Kürdün öldürüldüğünü ve kimsenin bundan söz etmeye cesaret edemediğini söylemesi ve bu sebeple de yargılanması sanki ödül almasına gerekçeymis gibi gösterildi.
Yani Orhan Pamuk`un eleştirel düşüncesine katlanamayanlar, onun başarısını kıskanlar için gün doğmuş oldu ki, hemen işte Türkiye`yi karaladın onun icin sana ödül verdiler bahanesine , kolaycılığına sığındılar. İşin gerçek boyutu ise böyle günlük, dar siyasi tartışmaların NOBEL gibi değerler ekseninde ödül veren bir kurumu etkileyemeyeceğidir. Türkiye`de bugüne kadar cok daha sert tartışmaları yaşayan, devletin resmi ideolojisine eleştriler getiren , hapisler yatan pek cok edebiyatçının bu ödülü çoğu kez almış olması gerekirdi eğer ödül almanın kriteri resmi ideolojiye muhalif olmak ise. Gerçekte Orhan Pamuk 2005 yılında da NOBEL`e aday olarak gösterilmiş ancak ödülü bir diğer aday, Harold Pinter almıştır. Harold Pinter Orhan Pamuk`un eserlerini kendi eserlerinden daha başarılı bulmuş olmalı ki bu ödülün kendisine değil Orhan Pamuk`a verilmesi gerektigini , ödülü onun kendisinden daha fazla hak ettigini bildirmiştir. Yani bu siyasi tartışmalara sebep laflar edilmeden çok önce Orhan Pamuk ödül almaya aday en güçlü isimlerden biri olmuştur.
Orhan Pamuk`un başarısını 32 yıllık titiz çalışmanın, doğal yeteneğin ürünü olarak görmek gerek. Kitaplarının 35 dilde yayımlanmasının, yıllarca bestseller olmasının gerekçesi de bu başarısıdır. Nobel ödülü Orhan Pamuk`un tanınmışlığını arttırmıştır ama Orhan Pamuk Nobel ödülünden önce de çok değişik ödülleri almış, dünyaca tanınan bir yazardır. Dünyanın öteki ucunda bir edebiyat tutkunu Orhan Pamuk`un kitabını satın alıp okuyorsa bunu yaptığı işin kalitesi ile açıklamak gerekir. Zaten Orhan Pamuk`u eleştirenlerin coğu onun kitaplarını okumamışlardır bile. Orhan Pamuk`un Beyaz Kale romanı ile ilgili olarak New York Times Gazetesi, "Doğuda bir yıldız yükseldi" , ABC, kitabın "Kitapçı dükkanlarında gelmiş geçmiş satılan en mükemmel hayal ürünü"olduğu şeklinde yorumlar yapmışlardır. Alman muhafazakar gazetesi Frankfurter Allgemine 2000 yılında Orhan Pamuk`un Benim Adım Kırmızı adlı romanı için şöyle bir yorumda bulunmuştur: Genç Türk romancısı Orhan Pamuk, Avrupa'ya roman nasıl yazılır, gösteriyor." Her halde bu sözler Orhan Pamuk`u yazımızın başında dile getirdıgımiz resmi tarihe eleştirel sözlerinden dolayı 6 yıl sonra Türklüğü aşağılamaktan yargılayanlara, Avrupa karşısında kendini ezik hissedip de linçlerle, yasaklarla, mahkemlerle, hatta kitap yakmalarla Türklüğü kurtarma yarışında olanlara Türklerin ve Türklüğün başka miletler ve kültürler karşısında nasıl yüceltilmesi gerektiğini gösteriyori: Sanatta, bilimde, ekonomide, siyasette çağdaşlarını da aşan insanları ve insanlığı yüceltecek eserler ortaya koymakla.
Genelkurmay eski Başkanı Özkök`ün de bir konusmasında vurguladığı üzere önemli pek cok alanda Türkiye 20.yy`ı ıskalamıştır. Ne uluslararası çapta bir buluş yapabilmiş, ne gelir dağılımında azgelişmişliğin ötesine geçebilmiş, ne de dünya kalitesinde büyük sanat eserleri verebilmiş. Bu gercekler isiginda düsündüğümüzde ve Türkiye`deki hamasete endeksli siyasi tartismalara baktigimizda su saptama aci da olsa Türkiye ve tüm az gelismis ülkeler icin dogrulugunu koruyor. Elinde gösterecekleri hiç bir eseri olmayanların sarılacakları tek kale hamaset! Ancak hamasetle de ancak bir yere kadar!
Avrupa`daki reform ve rönesans gayretlerinin ilham aldigi slogan su olmustur: Dare to use your own reason yani Aklini kullanmaya cesaret et. Başarılı olmanın yolu aklımıza kullanmaya cesaet etmekten, bilimadamlarına, düşünürlere, yazarlara, sanatçılara saygıdan; üretene , düşünene , emeğe değer vermekten geçiyor, hamaseti bir yana birakip, önyargılardan sıyrılıp akla, özgür düşünceye yelken açmaktan geçiyor. Avrupa ekonomik ve siyasi gelişmesini sağlamışsa Ortacağ`ın tabularından kurtulduğu; bilime, sanata, düşünceye değer verme zihniyeti geliştiği ve yerleştiği içindir. Fransa`nın Cezayir`i işgal etmesini protesto edip , rejim aleyhtarı komunist dergileri Paris sokaklarinda satan Jean Paul Satre`in tutuklanmasını devlet başkanı General De Gaule`e önerdiklerinde De Gaule buna karşı çıkmış ve Satre Fransa`dır demiştir. Siyasi fikirlerini beğense de , beğenmese de yazarının, bilimadamının emeğine, üretimine saygı gösterecek, bizde de Orhan Pamuk Türkiye`dir diyebilecek devlet adamları çıktığı zaman 21. yüzyılı ıskalamamak , yarınlara daha umutla bakabilmek için ; daha özgür, daha müreffef, daha bir büyük bir Türkiye için elimizde umuttan baska daha fazla hakli gerekçemiz olacaktır.
Aklımızı kullanmaya cesaret edebilmek ve de
21.yüzyılı ıskalamamak dileğimizle. Baykal Arslanbuğa ( Bu makale yazarin izni ile bu sayfaya kopyelenmistir.Sayfa iceriginden yazar sorumlu degildir.)
|
|